Türkiye'nin su gündemi uzun süredir teknik raporlarda ve akademik çevrelerde konuşuluyordu. Su Verimliliği Yönetmeliği'nin yürürlüğe girmesiyle bu mesele yasal bir çerçeveye ve kurumsal yükümlülüklere dönüştü. Ama yöneticilerin yönetmelik takvimlerinin ötesine bakması gereken bir gerçeklik var: Türkiye, 2030'dan itibaren resmi olarak "su kıtlığı" ülkeleri arasına girecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın açık verilerine göre Türkiye'de kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı 2025 itibarıyla yaklaşık 1.301 metreküp. Uluslararası Falkenmark indeksinde 1.000-1.700 m³/kişi bandı "su sıkıntısı" tanımını karşılıyor; 1.000 m³'ün altı ise "su kıtlığı." İklim projeksiyonları ve artan nüfusla birlikte bu eşiğin 2030 sonrasında aşılacağı öngörülüyor. Daha da endişe verici olan: 2100 projeksiyonları mevcut su kaynaklarının %25'e varan oranlarda azalacağına işaret ediyor.
Su Verimliliği Strateji Belgesi: 10 Yıllık Ulusal Taahhüt
Türkiye'nin su yönetimindeki çerçeveyi anlayabilmek için Su Verimliliği Yönetmeliği'nden bir adım geriye bakmak gerekiyor. 2023/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe giren "Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033)", yönetmeliğin yasal zeminini hazırladı.
Bu strateji belgesinde belirlenen dört temel ulusal hedef, sanayi açısından kritik bağlamı oluşturuyor:
— Kentsel: İçme suyu dağıtım sistemlerindeki su kaybı oranının büyükşehirlerde 2028'e kadar, diğer belediyelerde 2033'e kadar %25; 2040'a kadar tüm belediyelerde %10'a indirilmesi
— Tarımsal: Sulama randımanının 2030'a kadar %60, 2050'ye kadar %65'e yükseltilmesi
— Endüstriyel: Su verimliliği uygulamalarıyla %50'ye varan oranlarda su kazanımı sağlanması
— Bireysel: Kişi başı günlük ortalama su tüketiminin 2030'a kadar 120 litreye, 2050'ye kadar 100 litreye düşürülmesi
%50 endüstriyel su kazanımı hedefi iddialı, ama Bakanlığın 152 faaliyet alanında yaptığı sektörel analizler bu hedefin teknik olarak ulaşılabilir olduğunu gösteriyor. Asıl soru zamanlama ve yatırım kapasitesine ilişkin.
Sanayi Su Tüketiminin Türkiye Tablosu

2024 verilerine göre Türkiye'de toplam su kullanımının %11'i endüstriyel amaçlı. Bu oran OECD ülkeleriyle kıyaslandığında düşük görünebilir, ama mutlak rakam ve tüketim yoğunluğu açısından değerlendirme yapıldığında tablo farklılaşıyor. Tekstil, gıda işleme, kimya, kâğıt-karton ve ana metal sektörleri endüstriyel su tüketiminin baskın payını oluşturuyor.
Bakanlık'ın sektörel analizlerinde öne çıkan teknikler: Ekipman temizliğinde basınçlı sistemler (su tüketiminde %30-50 azaltım potansiyeli), kapalı çevrim soğutma sistemleri (su tüketiminde %60-90 azaltım), arıtılmış atıksuların proses geri dönüşümü, su yumuşatma sistemleri geri yıkama optimizasyonu ve yağmur suyu hasadı.
Su Kıtlığının Operasyonel Risk Haritası
Yönetim kurulları su yönetimini henüz ağırlıklı olarak uyum meselesi olarak görüyor. Oysa su kıtlığı, birden fazla kanaldan operasyonel risk oluşturuyor:
Üretim sürekliliği riski: Su yoğun sektörlerde havza bazlı su kısıtlamaları ya da kurak dönem kesintileri, üretim duruşuna doğrudan yol açabiliyor. WRI Aqueduct verilerine göre Türkiye'nin birçok sanayi bölgesi 2030-2050 döneminde "yüksek" veya "çok yüksek" su stresi kategorisine giriyor.
Tedarik zinciri riski: Tarımsal hammaddeye bağımlı gıda, içecek ve tekstil sektörlerinde su kıtlığının hammadde verimliliğini ve fiyatlarını etkilemesi. Bu, Kapsam 3 boyutundaki su riskini görünür kılıyor.
Düzenleyici maliyet riski: Su tarifelerinin artması, atıksu deşarj standartlarının sıkılaşması ve Türkiye'nin muhtemel ETS (Emisyon Ticaret Sistemi) kapsamında su yoğun sektörlere ek maliyetler getirilmesi.
Finansman ve sigorta riski: Su stresi yüksek bölgelerdeki yatırımların bankalardan kredi alması güçleşiyor; doğal afet sigortaları su kıtlığı olaylarını kapsam dışı tutmaya başlıyor.
2023-2033 Eylem Planı'nın Sanayi İçin Öngördükleri
Strateji belgesinde sanayi için belirlenen stratejiler arasında birkaç kritik başlık öne çıkıyor: Su varlığına uygun sektörel planlamaların yapılması; tüm sektörlerde su kullanımlarının ölçüm ve izleme sistemleriyle kayıt altına alınması; döngüsel su kullanımının sağlanması; ve arıtılmış atıksu, yağmur suyu ve gri su gibi geleneksel olmayan kaynakların yaygınlaştırılması.
Bu strateji doğrultusunda hazırlanan 12 eylem adımından oluşan Endüstriyel Su Verimliliği Eylem Planı, %50 su kazanımı hedefine ulaşmanın yol haritasını çiziyor. Yönetmelik bu eylem planının yasal uygulama aracı.
Strateji Belgesi ve Yönetmelik Birlikte Ne Anlama Geliyor?
Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Yönetmelik'i birlikte okuduğunuzda ortaya çıkan tablo: Türkiye, su yönetiminde reaktif kriz yönetiminden proaktif kaynak planlamasına geçmeye çalışıyor. Bu geçiş hem kamu hem özel sektörde yapısal dönüşüm gerektiriyor.
Sanayi için bu dönüşümün anlamı, su kullanımını üretim planlamasının dışında değil içinde konumlandırmak. Yatırım kararlarında tesisin bulunduğu havzanın su varlığını ve 10-20 yıllık kıtlık projeksiyonlarını değerlendirmek; su verimliliği yatırımlarını enerji ve karbon verimliliği yatırımlarıyla entegre planlamak; ve düzenleyici uyumu ile operasyonel direnci aynı çerçevede ele almak.
Su verimliliği strateji danışmanlığı, su riski değerlendirmesi, havza bazlı operasyonel risk analizi ve Su Verimliliği Yönetmeliği uyum yol haritası için hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.